Tam 15 yıl önce Trt İzmir Stüdyolarına gitmek için Bodrum'dan yola çıktı Nam-ı Diğer Sanat Güneşi. Günde otuzun üzerinde ilaç yutması gerekiyormuş fakat yolculuğa çıkarken bu ilaçların hiç birini yanına almamış, yalnızca dil altı tansiyon haplarını almış. O gün giydiği giysisine de 'Son Gece' adını vermiş, tabi biliyoruz ki Zeki Müren sahne kostümlerinin her birine kendince bir isim vermişti, o kara günde giydiği ise son gece adlı kostüm... Bizi bırakıp gitmeye kararlıydı besbelli Paşamız... Daha eski yıllarda doğmuş olmak isterdim, onu sahnede izleyip, avuçlarım patlayana kadar alışlamak zevkini duyamamış olmak büyük bir uhdeden çok derin bir eksiklik olacak içimde daima.

Zeki Müren sahnelerde adeta bir devrim yaratmış. Sahne tipi üzerinde bir pdyum kurarak dinleyicilerine daha yakın olmak istemiş. Refakatçi saz sanatçıları üzerindeki giysilerde büyük değişiklikler yapmış, ki bu şahıslar üstadlar ve Zeki Müren hiçbir zaman onlardan hürmetini eksik etmemiş, tatlı dilli ve saygılı oluşu, güzel üslubu ona kapıları açmış çoğu zaman. Bunların hepsi bir yana Zeki Müren muhteşem, pürüzsüz, duygu dolu o güzel sesiyle sevenlerini mest etmiş ve hayranları ile arasında çok kuvvetli bir bağ kurmuş. Sadece sesinin güzelliği değil, kibarlığı, saygısı ve bunun karşısında görmüş olduğu hürmet, sadakat ve saygınlık halk ile Zeki Müren arasında kuvveti tayin edilemez bir bağ kurmuş. Hiç birşey kolay değil tabiki, sahneden ayrılırken asla seyircilerine sırtını dönmemiş, düşünebiliyor musunuz bu saygıyı bu sevgiyi, nasıl müthiş bir şeydir. Şimdilerde ekranlarda yer kaplayan ve hatta dolup taşan, kendilerine 'Sanatçı' demek cür'etini gösterenlere yıllar verecektir en güzel cevabı. Zeki Müren seviliyor, dinleniyor ve asla da unutulmayacak, o ülkemizin ufuklarında parıl parıl parlayan Sanat Güneşimiz. Türk Sanat Müziğinin bu derece sevilmesinde haklı bir paya sahiptir Zeki Müren. Satırlara sığamayacak bir aşk ve hayranlıkla kendisine bağlıyım, tapıyorum yalan değil...Zeki Müren'in birbirinden güzel besteleri ve yine birbirinden güzel filmleri var. İçlerinden birini izleyemedim ama onu da bir şekilde bulup izleyeceğimden eminim.

Tabi bir de plak koleksiyonum var, asla vazgeçmeyeceğim bir zevk bu benim için. 45'lik plakların yanında birkaç adet LP de elimde bulunmakta, tabi piyasa da longplaylerin uçuk fiyatlara satılıyor oluşları benim de durumumu güçleştirmekte. Zaten plakları biriktirmeye ve sevdiğim şarkıların plaklarının alarak bu koleksiyona başladığımdan beri 1 yıl geçmiş değil, yine de elimde hatrı sayılır bir plak stoğu var. Kim bilir belki de daha sonra taş plakları almaya girişirim. Taş plaklar daha bir pahalı, artık bu plakların güncel marketlerde piyasası kalmadığı için fiyatları el yakıyor. Longplayler azda olsa basıldığı için fiyatları biraz daha uygun, ama tabi basılanlarda eskiler gibi değil. 40 seneyi doldurmuş bir longplay 75 TL'den aşağı satılmıyor, bu da toplamayı biraz güçleştiriyor. Zaten bu tür şeyler hop diye tek seferde yapılacak işler değil, zamanla yavaş yavaş, fırsatını buldukça, maddi durumun izin verdikçe mümkün olabiliyor...Konu başka yerlere geldi tabi, musiki olunca mavzu bahis plaklardan bahsetmemek olmuyor. Evet bugün günlerden Zeki Müren. Pek çoklarımız onu büyük bir sevgi, saygı ve muhabbetle anıyor, mütebessim yüzüyle hatırlıyoruz. Sizlerde onu anmaktan, şarkılarını dinlemekten vazgeçmeyiniz. Eninde ya da sonunda herkes bir Zeki Müren şarkısı dinleyip hülyalara dalıyordur, tarzınız ne olursa olsun hepiniz bir Zeki Müren şarkısı bilirsiniz. O zaman hep beraber büyük ustayı anıyoruz ve birbirinden güzel bestelerini de dinlemeyi unutmuyoruz...Sen çok yaşa Zeki Müren...



