Kimilerine yetişemedik ne yazık ki. Kimilerini ise yanı başımızdaymışçasına tanıdık, sevdik. Bize bazı bazı abartılı görünen sahneleri, replikleri vardı elbette. Belki de bazı şeylere olan inançlarımızın noksanlığıydı bu garipsemenin sebebi. Evet, bizi biz yapan o harikulade Yeşilçam filmlerimizden bahsediyorum. Büyürken elimizden tutarmış gibi, bizi saran o filmlerden... Özellikle siyah-beyaz devrin büyüsüne kapılmış biri olarak bu hazinenin farkında olmayışımızın acısıyla burkulmuş bir kalbe sahibim. Artık TV ekranlarının bile küskün davrandığı o siyah-beyaz devir, oyuncularıyla, rejisörleriyle, seslendirme sanatçılarıyla 2000'li yılların ziyadesiyle ilerisinde kalıyor. Son yıllarda yapılan filmlere bakıldığında o eski yılları özlememek mümkün değil. O eski sayılabilecek fakat bana göre hala tazeliğinden hiç birşey yitirmeyen filmlerdeki akustiği bugün yakalamak elbetteki mümkün değil. Kolay mı? Her biri ayrı bir rengini gösteriyor o yılların. Eski Amerikan arabalarının gezindiği sokaklar, ökçeli ayakkabılarıyla gezinen şapkalı hanımefendiler, briyantinli saçları, ince bıyıklarıyla bizi kendilerine hayran bırakan beyefendileriyle, hepimizin gönlünde taht kurmuş bir devir...20 Ağustos 2011 Cumartesi
Bir Devre Tanıklık Eden Herşey...
Kimilerine yetişemedik ne yazık ki. Kimilerini ise yanı başımızdaymışçasına tanıdık, sevdik. Bize bazı bazı abartılı görünen sahneleri, replikleri vardı elbette. Belki de bazı şeylere olan inançlarımızın noksanlığıydı bu garipsemenin sebebi. Evet, bizi biz yapan o harikulade Yeşilçam filmlerimizden bahsediyorum. Büyürken elimizden tutarmış gibi, bizi saran o filmlerden... Özellikle siyah-beyaz devrin büyüsüne kapılmış biri olarak bu hazinenin farkında olmayışımızın acısıyla burkulmuş bir kalbe sahibim. Artık TV ekranlarının bile küskün davrandığı o siyah-beyaz devir, oyuncularıyla, rejisörleriyle, seslendirme sanatçılarıyla 2000'li yılların ziyadesiyle ilerisinde kalıyor. Son yıllarda yapılan filmlere bakıldığında o eski yılları özlememek mümkün değil. O eski sayılabilecek fakat bana göre hala tazeliğinden hiç birşey yitirmeyen filmlerdeki akustiği bugün yakalamak elbetteki mümkün değil. Kolay mı? Her biri ayrı bir rengini gösteriyor o yılların. Eski Amerikan arabalarının gezindiği sokaklar, ökçeli ayakkabılarıyla gezinen şapkalı hanımefendiler, briyantinli saçları, ince bıyıklarıyla bizi kendilerine hayran bırakan beyefendileriyle, hepimizin gönlünde taht kurmuş bir devir...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder