İlk plağını dolduruyormuş, Şükrü Tunar'ın Bir Muhabbet Kuşu adlı paçasını okumuş. Sahneye ilk kez çıkıyormuş, Var mı Hacet isimli Hicaz şarkıyı okumuş. Kalpleri çoktan fethetmiş ve fethetmeye de her daim devam etmiş. Yıl 2011, yani Zeki Müren 80 yaşında ve o 1996 yılında yani 15 yıl önce aramızdan ayrıldı. Hala şarkılarının dinleniyor, sesini duyan insanlarda hüzün, neş'e ve sair birçok duygu içerisinde med-cezir yaşıyor olması asla bir rastlantı değil.
Eee böyleyken insan düşümeden edemiyor. Gerçek sanatçı kimdir, O nasıl biridir, ne yer ne içer, en önemlisi de hangi şarkıları söyler, ne kadar çalışır, işini ne kadar severek yapar? Bu soruları artırmak mümkündür sanıyorum. Bana göre gerçek sanatçı, zamana meydan okuyabilen, dur durak bilmeyen, çalışkan, ve güzel sesli olmalıdır. Tabi bu saydıklarımı şarkıcı olanlar hakkında söylüyorum.
Zeki Müren bamaşka bir sanatçıymış bana kalırsa. Piyasa şarkılarını okumayarak başlamış bu serüvene. Dede Efendiler, Itriler onun yoluna ışık tutan en büyük sanatçılar olmuş. Zeki Müren'in de zaman içerisinde bu serüveninde değişiklikler olmuş. Piyasa şarkılarını okumuş ve tabi daha sonra, -ki bu bahsedeceğim onun son sanat yıllarına tekabül etmektedir- birçok TSM sanatçısı gibi o da fantazi şarkılar okumaya başlamış. Ama herşey yakşıyor ona. Her zaman dinleyicilerini etkilemeyi başarmıştır Zeki Müren... Bir Zeki Müren bir daha gelmez, onun sanatının yakınından geçen biri bile gelmez zaten...
Boşuna dememişler, Giden Gelmiyor...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder